Nöroendovasküler İşlemlerde Gelişen Vasküler Komplikasyonlar, Önleme ve Yönetim
Şu kitabın bölümü:
Güvenç,
G.
(ed.)
2025.
Nöroşirürjide Kranial Cerrahi Komplikasyonlarının Yönetimi.
Özet
Nöroendovasküler girişimler, akut iskemik inme ve intrakraniyal anevrizmalar başta olmak üzere serebrovasküler hastalıkların tedavisinde önemli kazanımlar sağlamıştır. Bununla birlikte, bu işlemler doğaları gereği ciddi vasküler komplikasyon riskleri taşımaktadır. Literatürde nöroendovasküler tedavilere bağlı perioperatif komplikasyon oranları %4–29 arasında bildirilmektedir. Bu komplikasyonların farkında olunması, erken tanınması, uygun şekilde yönetilmesi ve önleyici stratejilerin uygulanması, hasta sonuçlarının iyileştirilmesinde kritik öneme sahiptir.
Komplikasyon riski; uygulanan girişimsel teknik, kullanılan cihazlar ve hastaya özgü vasküler anatomik özelliklere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. En sık bildirilen komplikasyonlar arasında distal embolizasyon, de novo stenoz, damar perforasyonu, diseksiyon, vazospazm ve vasküler erişim yerine bağlı hematomlar yer almaktadır. Akım yönlendirici stentler gibi bazı endovasküler tedaviler, ikili antiplatelet tedavi gereksinimi nedeniyle sistemik hemorajik komplikasyon riskinde artışla ilişkilidir.
Nöroendovasküler işlemler sırasında gelişen vasküler komplikasyonlar, intrakraniyal ve ekstrakraniyal olarak sınıflandırılır. İntrakraniyal komplikasyonlar hemorajik, iskemik ve mekanik/yapısal alt gruplara ayrılır. Damar perforasyonu veya rüptürüne bağlı subaraknoid ve intraserebral kanamalar en ağır klinik sonuçlara yol açan komplikasyonlardır. Trombüs fragmentasyonu, yeni arteriyel oklüzyonlar ve hemodinamik bozulmalar başlıca iskemik mekanizmaları oluşturur. Ekstrakraniyal komplikasyonlar çoğunlukla femoral veya radial vasküler erişime bağlı gelişir.
Vasküler komplikasyonlar mortalite, morbidite, yoğun bakım yatışı ve rehabilitasyon süresini olumsuz etkiler. Özellikle intrakraniyal damar perforasyonu yüksek mortalite ve ağır sakatlık riski taşır. Komplikasyonların önlenmesinde dikkatli cihaz manipülasyonu, uygun erişim teknikleri, ultrason rehberli ponksiyon ve deneyimli operatör varlığı temel belirleyici faktörlerdir.
