Hubris Sendromu: Güç Zehirlenmesi
Şu kitabın bölümü:
Vural,
S.
&
Vural,
M.
F.
(eds.)
2026.
Sendromlar: Modern Örgütlerde Psikososyal Sorunlar.
Özet
Güç, bireylerin veya grupların başkalarının davranışlarını yönlendirebilme ve belirlenen hedeflere ulaşabilme kapasitesidir. Yönetim ve insan ilişkileri bağlamında güç, kararları, süreçleri ve örgütsel sonuçları etkileme yeteneğini ifade eder; yalnızca bir etki aracı değil, aynı zamanda değişimi başlatan ve sürdüren bir kapasite olarak görülür. Liderlerin ve yöneticilerin sahip olduğu güç, çalışan davranışlarını yönlendirme ve örgütsel hedeflere ulaşmada kritik bir rol oynar. Ancak gücün uzun süreli ve denetimsiz kullanımı bazı psikolojik ve davranışsal sorunlara yol açabilir. Bu durumlardan biri hubris sendromudur. Hubris kavramı aşırı gurur, kibir ve ölçüsüz özgüven anlamına gelir; günümüzde özellikle liderler bağlamında, uzun süreli güç deneyimi sonucunda ortaya çıkan bir psikolojik sendrom olarak ele alınmaktadır. Hubris sendromuna sahip bireyler kendilerini üstün görme, eleştirilere kapalı olma, kararlarının mutlak doğru olduğuna inanma ve riskleri küçümseme eğilimindedir. Sendromun oluşumunda bireysel faktörler (narsistik eğilimler, aşırı özgüven, başarıların bireye atfedilmesi) ve durumsal faktörler (uzun süreli güç, denetim eksikliği, sürekli övgü ve statü) etkili olur. Hubris, örgütsel güvenin azalması, sosyal ilişkilerin zayıflaması, karar alma süreçlerinde bozulma ve ekip performansında düşüş gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkarır. Hubristik liderler otoriteyi merkezileştirir, çalışanların görüşlerini dikkate almaz ve hızlı, düşüncesiz kararlar verebilir; bu durum motivasyon kaybı, örgütsel bağlılığın azalması ve çatışmaların artmasına yol açar. Bu nedenle denetim mekanizmaları, geri bildirim kültürü, açık iletişim ve liderlerin öz farkındalığı hubristik eğilimlerin önlenmesi açısından büyük önem taşır.
