Afet Yönetiminde İlaç ve Kimyasal Maddelerin Güvenli Yönetimi
Şu kitabın bölümü:
Sümer,
E.
H.
&
Nur,
N.
(eds.)
2026.
Afetlerde Çevre Sağlığı: Kavramsal Çerçeve, Sağlık Hizmetleri Yönetimi ve Multidisipliner Yaklaşımlar.
Özet
Afetler; depremler, volkanik hareketler, seller, kasırgalar gibi doğa olayları veya insan kaynaklı büyük kazalar sonucunda halk sağlığı ve çevreye hasar veren kriz durumlarıdır. Afet sırasında ilaç ve kimyasal maddelerin güvenli yönetimi afetlere hazır olmanın gerekliliği aynı zamanda toplum ve çevre sağlığını koruma açısından önemli bir konudur. Tehlikeli maddelerin üretimi, depolanması ve taşınması sürekli bir kaza riski taşır. Afet durumlarında bu riskler katlanarak artar ve iyi yönetilemedikleri takdirde katastrofik sonuçlara yol açarlar. Bu yüzden afetlere müdahale ve hazır olmak için acil durum müdahale planları yapılması gerekir. Geçmişteki başarısız müdahalelerden dersler çıkarılması afetlerde ilaç ve kimyasal maddelerin güvenli yönetimi için planların oluşturulmasına katkı sağlar. Türkiye’de yaşanan Kahramanmaraş ve İzmit depremleri, Güney Kore’de meydana gelen Gu-mi hidroflorik asit sızıntısı felaketi, dünyanın çeşitli yerlerindeki kasırgalar ve depremler hem ülkemizde hem de dünyada çok sayıda can kayıplarına yol açan COVID-19 salgını afetlere hazır olmanın gerekliğini vurgulamakla kalmayıp aynı zamanda afet öncesi ve afet sırasında yapılması gerekenler hakkında fikir vermektedir. Büyük çaplı afetlerde sağlık uzmanları ilaç ve kimyasal maddelerin nasıl güvenli yönetileceği konusunda bilgi birikimine sahip olmalıdır. Afetlerde ilaçların uygun depolama ve dağıtım koşullarının değerlendirilmesi sağlık profesyonellerinin görevidir. Kimyasal ve farmasötik maddelerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki potansiyel risklerinin belirlenerek tıbbi atıkların, kimyasalların ve radyofarmasötiklerin bilimsel kılavuzlar eşliğinde yönetimi tüm canlılar için hayati önemdedir. Doğru yönetilemeyen atıklar dirençli patojenlerin gelişmesine, gıda toksisitesine, biyoçeşitliliğin azalmasına, ciddi kronik hastalıklara, kanser ve genetik hasarlara sebebiyet vermektedir. Sonuç olarak afetlerde ilaç ve kimyasal güvenliğinin gerekli alt yapı koşullarıyla birlikte sağlanması bu maddelerin iyi yönetilememesine bağlı ikincil halk sağlığı afetlerinin yaşanmamasını sağlayacaktır.
