Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu: Patofizyolojisi ve Tedavi Stratejileri
Şu kitabın bölümü:
Bayramcı,
N.
S.
(ed.)
2026.
Nadir Hastalıklar: Moleküler Patogenez, Genetik Tanı ve Hedefe Yönelik Tedavi Stratejileri.
Özet
Yaşlanma, hücresel ve moleküler düzeyde meydana gelen değişiklikler sonucunda organizmanın fizyolojik işlevlerinde ilerleyici kayıplarla karakterize karmaşık bir biyolojik süreçtir. Progeroid sendromlar (PS), fizyolojik yaşlanma sürecini erken yaşlarda taklit eden nadir genetik hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Bu sendromlardan etkilenen bireylerde normal yaşlanmaya özgü belirtiler çok daha erken ortaya çıkmakta ve bireyler kronolojik yaşlarından daha yaşlı bir görünüm sergilemektedir. Progeroid sendromların en iyi bilinen örneği olan Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu (HGPS), genetik mutasyonlar sonucunda gelişen, çocukluk döneminde başlayan ve hızlı yaşlanma ile karakterize son derece nadir ve ilerleyici genetik bir hastalıktır.
Nükleer laminanın önemli bir bileşeni olan Lamin A (LMNA) geninde ortaya çıkan bir de novo mutasyon, Lamin A’nın anormal ve farnesillenmiş formu olan progerin olarak adlandırılan mutant bir proteinin birikimine neden olmaktadır. Progerin birikimi, nükleer disfonksiyona, genomik instabiliteye, epigenetik değişikliklere, telomer kısalmasına ve erken hücresel senesense yol açmaktadır. Fenotipik olarak hastalar büyüme geriliği, alopesi, skleroderma benzeri cilt lezyonları, osteoliz ve ateroskleroz göstermekte, yaşamın ikinci on yılında miyokard enfarktüsü veya inme gibi kardiyovasküler komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Günümüzde HGPS için kesin bir tedavi bulunmamakla birlikte, hastalığın moleküler temellerinin aydınlatılması yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Farnesiltransferaz inhibitörü olan lonafarnibin FDA onayı alması, HGPS tedavisinde önemli bir dönüm noktası olmuş ve hastaların yaşam süresinde anlamlı artış sağladığı gösterilmiştir. Özellikle LMNA genindeki mutasyonun tanımlanması ve progerinin hastalık patogenezindeki rolünün anlaşılması, hedefe yönelik terapötik yaklaşımların geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Bu bölümde Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu’nun genetik ve moleküler temelleri, hastalığın patogenezi, klinik özellikleri, tanı yöntemleri, güncel tedavi yaklaşımları ve gelecekte klinik uygulamaya aktarılma potansiyeli taşıyan yenilikçi tedavi stratejileri ele alınacaktır.
