Çok Partili Hayat ve Planlı Kalkınma Döneminde Kamu Yönetimi: Bürokrasi ve Devletin Dönüşümü (1946-1980)
Şu kitabın bölümü:
Çetin,
M.
Ş.
(ed.)
2026.
Türkiye'de Kamu Yönetiminin Tarihsel Gelişimi: Merkezileşme, Bürokrasi ve Modernleşme.
Özet
Kamu Yönetimi, kamusal ihtiyaçları karşılamak üzere kamu politikalarının planlanması, yürütülmesi ve denetlenmesidir. Kamu yönetiminin bu tanımı karşımıza pratik ve teoriden oluşan bir disiplin çıkarmaktadır. Türkiye’de Batı tipi demokrasinin en önemli göstergesi olan çok partili siyasal hayat hemen dizayn edilememiştir. Bu yönde verilen mücadeleler ancak 1946 seçimlerinde meyvesini vermiş ve çok partili hayata geçiş gerçekleşebilmiştir. Ancak Türkiye tarihinde önemli bir dönüm noktası olan çok partili hayat zamanla olumsuz sonuçlar da doğurmuştur. Bu sonuçlardan birisi de büyük toprak sahipleri ile ticaret sermayesinin siyasal yönetim üzerindeki etkinliklerinin artması sonucu bürokrasinin göreceli olarak gelir kaybına uğramasına sebep olmasıdır. Gelir kaybı yaşayan sivil ve askeri bürokrasi planlı ekonomiye geçmeyi savunmuştur Kalkınmanın planlanması, devletin sosyal ve ekonomik hayatta hangi görevleri yapacağını, bu süreçte kamu kuruluşlarının görev ve sorumluluklarını ve özel işletmelerin planlardaki konumunu ortaya koyan merkezi bir karardır. Türkiye’de planlı kalkınma dönemi yaklaşık olarak 1963 ve 1980 yılları arasında gerçekleşmiştir. Türkiye’de Çok Partili Hayata Geçiş ile başlayan bu süreçte kamu yönetimi, demokratikleşme, ekonomik kalkınma ve merkezîleşme ekseninde yeniden şekillendi. Devlet Planlama Teşkilatı öncülüğünde planlı kalkınma anlayışı benimsendi. Bürokrasi, ekonomik ve sosyal politikaların uygulanmasında etkin bir rol üstlendi. 1960 sonrası dönemde devletin müdahaleci yapısı güçlenirken, bürokratik yapı siyasal değişimlerden doğrudan etkilendi ve modern kamu yönetimi anlayışı gelişti. Çalışma Türk siyasal hayatında ve doğal olarak Türk Kamu Yönetimi’nde iki önemli eşik olarak kabul edilen çok partili hayata geçiş ve planlı kalkınma dönemini literatür temelinde analiz etmiştir. Bu iki dönüm noktasının hem birbirinin devamı olma hem de zıttı olma gibi iki özelliği mevcuttur. Bu açıdan çalışmanın önemli olduğu ve alana katkı sunacağı düşünülmektedir.
