Miyelodisplastik Sendrom Tanılı Hastalarda Kemik Sağlığı

Alper Yaşar
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı
https://orcid.org/0000-0001-8814-8947

Özet

Miyelodisplastik sendrom tanısı alan hastaların genellikle ileri yaş grubunda yer alması nedeniyle bu hastalarda osteopeni veya osteoporoz görülmesi beklenmektedir. Ancak, literatürde MDS hastalarında osteoporoz veya kemik yoğunluğu ile ilgili yapılmış nitelikli çalışma bulunmamaktadır. MDS tanılı hastaların bir kısmında prognozun kötü seyretmesi ve agresif gidiş nedeniyle osteoporoz gibi yan hastalık sayılabilecek hayati olmayan klinik durumlara yeterince önem verilmemesi bunun nedeni olabilir. Ayrıca, MDS’nin kendi komplikasyonları dışında ileri yaşa bağlı DM, hipertansiyon, iskemik kalp hastalığı gibi ek hastalıkların azalmış kemik yoğunluğundan daha ön planda bulgu vermesi nedeniyle osteoporoz bu hasta grubunda dikkat çeken bir hastalık olmamıştır.

Buradan yola çıkarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD, Hematoloji BD Polikliniğinde takipli MDS hastalarından osteoporoz açısından tetkik edilmiş olanları geriye dönük taramayı amaçladık. Dosyasına ulaşılabilen 105 MDS tanılı hastanın sadece 11’inde ön planda kemik ağrısı ve iskelet sistemine ait yakınmalar nedeniyle kemik sağlığına yönelik tetkik yapılmış olduğu, söz konusu 11 hastadaki kemik yoğunluğu ölçümleri, vitamin D düzeyleri ile transfüzyon, prognostik skor ve yaş arasında bir ilişki olup olmadığını değerlendirmeyi amaçladık.

Çalışmaya alınan hastalardan 9'unda osteopeni veya osteoporoz düzeyinde kemik yoğunluğunda azalma saptandı. DXA tetkiki normal görülen 2 hastadan biri 69 diğeri 72 yaşında idi, bu iki hastanın D vitamin düzeyleri sırasıyla 14.9 ng/ml ve 37,5 ng/ml olarak görüldü. D vitamin düzeyi düşük olan hasta R-IPSS’e göre yüksek riskli olup yaklaşık 2,5 yıldır MDS tanısı ile toplam 21 ünite eritrosit süspansiyonu kullanmıştı. Söz konusu hasta RAEB-II endikasyonu ile başlanan azasitidinden fayda görmekteydi. D vitamin düzeyi >30 ng/ml olan hasta ise azasitidine refrakterdi. Hastanın R-IPSS skoru orta dereceliydi, ön planda transfüzyon gerektiren trombositopeni ile seyrediyordu. Osteopeni veya osteoporoz saptanan 9 hastanın verileri ile DXA tetkikinde normal kemik yoğunluğu gözlenen 2 hastanın verileri karşılaştırıldığında yaş ve izlem süreleri açısından bir fark gözlenmedi.

Hasta sayısının azlığı nedeniyle istatistiksel analiz yapılmadı. R-IPSS ortanca değerlerinin osteoporozu olmayan 2 hastada olan 9 hastaya nazaran daha yüksek olduğu görüldü ve bu hastalarda eritrosit transfüzyon gereksinimi daha fazla idi. Osteoporoz veya osteopenisi olan hastalarla normal kemik yoğunluğu bulunan hastalar transfüzyon gereksinimi, vitamin D düzeyleri, R-IPSS skorları açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Ancak, bu değerlendirmede hasta sayısının az oluşu göz önüne alınmalıdır.

DXA değerlerinin dolayısı ile kemik yoğunluğunun transfüzyon, yaş, vitamin D düzeyleri, R-IPSS ile bir bağıntısı olup olmadığı araştırıldığında beklenildiği üzere osteoporoz varlığı ile DXA değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptanırken sadece R-IPSS ile lomber DXA değeri arasında sınırda anlamlı bir doğrusal bağıntı gösterilebilmiştir.

Çalışmamız ileriye dönük tasarlanmış bir araştırma olmadığından MDS’de osteoporozun sıklığı konusunda bir çıkarım yapmamız mümkün olmamıştır. Bunun için yeterli sayıda hasta ve kontrol içeren cinsiyet ve yaş uyumlu grupların karşılaştırıldığı prospektif çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Çalışmamızda sadece yüksek R-IPSS’li hastalarda lomber kemik yoğunluğunun da arttığını düşündüren sınırda anlamlı bir sonuç elde ettik; ancak hasta sayısının az olması nedeniyle bu sonucun anlamlılığını değerlendirmek güçtür. Dolaylı olarak değerlendirilirse osteoporozun daha çok düşük riskli MDS hastalarında görüldüğü yorumu yapılabilir. Bu durum düşük riskli MDS hastalarında hastalığın daha yavaş seyretmesine bağlı izlem süresinin uzun olması ile açıklanabilirse de kendi çalışmamızda yer alan düşük ve orta riskli 2 grup arasında izlem süresi açısından fark tespit edilmemiştir.

Sonuç olarak, MDS gerek ileri yaş hastalığı olması sebebiyle gerek kemik sağlığını dolaylı ilgilendiren durumların etkisiyle osteoporoz açısından bir zemin oluşturmaktadır. Literatürde bu konudaki az çalışma MDS- osteoporoz birlikteliği hakkında ipucu verse de hastalığın heterojen olması, çevresel faktörler, coğrafi değişkenler gibi birçok sebepten bu çalışmaları sağlıklı değerlendirmek mümkün olamamaktadır. Geriye dönük olarak tasarlanmış olan bu çalışmanın yine de literatürde son derece az incelenmiş bu konu hakkında bir farkındalık uyandırarak daha büyük prospektif çalışmalara önayak olacağını ümit etmekteyiz. İleriye dönük çalışmalarda istatistiksel anlamlı sonuçlara ulaşabilmek amacıyla hasta gruplarının prognostik sınıf, yaş, cinsiyet gibi parametreler açısından homojen hale getirilmesi önem taşımaktadır.

Kaynakça Gösterimi

Yaşar, A. (2026). Miyelodisplastik Sendrom Tanılı Hastalarda Kemik Sağlığı. Özgür Yayınları. DOI: https://doi.org/10.58830/ozgur.pub1221

Lisans

Yayın Tarihi

26 March 2026

ISBN

PDF
978-625-8562-91-0

DOI

İstatistikler

Görüntülenme
70
İndirilme
29