Uluslararası İlişkilerde Güvenlik
Şu kitabın bölümü:
Altınsoy,
Z.
D.
(ed.)
2025.
Rusya ve Uluslararası İnsan Hakları Hukuku: Normlar, İhlaller, Tepkiler.
Özet
Uluslararası ilişkiler disiplininde güvenlik kavramı, teorik ve pratik düzeyde merkezi bir konumda yer almakla birlikte, üzerinde uzlaşılan tek bir tanıma sahip değildir. Geleneksel yaklaşımlar, pozitivist epistemolojiye dayanarak güvenliği nesnel ve evrensel bir olgu olarak ele alırken; inşacı ve post-pozitivist perspektifler, güvenliğin sosyal olarak inşa edilen bir süreç olduğunu ileri sürmektedir. Soğuk Savaş döneminde güvenlik çalışmaları, devlet merkezli analizler ve askeri tehditler ekseninde yoğunlaşmış; realizm ve neorealizm, uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin hayatta kalma amacı doğrultusunda güç mücadelesine girdiğini savunmuştur. Bu çerçevede, askeri kapasite, ittifaklar ve caydırıcılık stratejileri geleneksel güvenlik anlayışının temel bileşenleri olarak öne çıkmıştır. 1990’lardan itibaren güvenlik kavramı, ekonomik, çevresel, insani ve siber güvenlik gibi yeni boyutları içerecek şekilde genişlemiştir. Kopenhag Okulu, güvenliği askeri alanın ötesine taşıyarak ekonomik istikrar, kimlik politikaları ve birey güvenliği gibi unsurları kapsayan çok boyutlu bir çerçeve geliştirmiştir. İnsani güvenlik yaklaşımı, bireylerin temel haklarının korunmasını vurgularken; siber güvenlik, dijitalleşmenin artmasıyla devletler ve özel sektör için kritik bir alan haline gelmiştir. Bu dönüşüm, güvenlik çalışmalarında genişleme ve derinleşme süreçlerini beraberinde getirmiştir. Her ne kadar geleneksel yaklaşımlar bu genişlemeyi analitik belirsizlik gerekçesiyle eleştirse de günümüzde güvenlik çok boyutlu bir olgu olarak kabul edilmektedir. Devletlerin yanı sıra uluslararası örgütler, özel sektör ve sivil toplum aktörleri de güvenlik politikalarının şekillenmesinde etkin rol oynamaktadır. Dolayısıyla, uluslararası güvenliğin sağlanabilmesi için iş birliğine dayalı, kapsamlı ve çok aktörlü stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir.
