Yeni Uluslararası Sistemde Enerji Jeopolitiği: Güç İlişkileri, Asimetrik Karşılıklı Bağımlılık ve Enerji Dönüşümünün Sistemsel Yeniden Yapılandırıcı Etkileri
Şu kitabın bölümü:
Acet İnce,
G.
S.
(ed.)
2026.
Uluslararası İlişkilerde Güncel Yaklaşımlar: Uluslararası Hukuk, Örgütler ve Küresel Düzen .
Özet
Enerji, yirmi birinci yüzyılın uluslararası düzeninde salt bir üretim girdisi olmaktan çıkarak, devletlerin güç hiyerarşilerini ve küresel yönetişim dinamiklerini doğrudan biçimlendiren yapısal bir unsur konumuna yükselmiştir. Bu çalışma, yeni uluslararası sistemde enerji jeopolitiğinin nasıl yeniden yapılandığını, güç ilişkileri ve asimetrik karşılıklı bağımlılık kavramları üzerinden bütüncül bir analitik çerçeveyle çözümlemektedir. Çalışmanın kuramsal temeli, Susan Strange'in yapısal güç kavramı ile Farrell ve Newman'ın silahlandırılmış karşılıklı bağımlılık yaklaşımına dayanmaktadır. Bu çerçevede enerji gücü, yalnızca kaynak sahipliği üzerinden değil; ağ merkeziliği, kritik darboğazların denetimi ve teknoloji standartlarının belirlenmesi kapasitesi üzerinden kavramsallaştırılmaktadır.
Çalışmanın temel argümanı, enerji dönüşümünün fosil yakıtlara dayalı geleneksel jeopolitik yapıları çözmediği; aksine kritik mineraller, temiz enerji teknolojileri ve dijital altyapılar üzerinden yeni asimetrik bağımlılık örüntüleri üreterek uluslararası sistemdeki güç ilişkilerini yeniden yapılandırdığı yönündedir. Lityum, kobalt ve nadir toprak elementleri gibi kritik minerallerin belirli coğrafyalarda yoğunlaşması, fosil yakıtlardan daha keskin bağımlılık kalıpları yaratmaktadır. Araştırma, nitel-kavramsal bir tasarımla uluslararası ilişkiler, uluslararası politik ekonomi ve enerji çalışmaları yazınlarını sentezleyen disiplinlerarası bir yaklaşım benimsemektedir.
Çalışma, enerji dönüşümünün jeopolitik sonuçlarına ilişkin iyimser varsayımları eleştirel biçimde sorgulayarak, dönüşümün yapısal süreklilikler içerdiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda makale, enerji jeopolitiğini daraltılmış güvenlik çözümlemelerinden veya salt piyasa okumalarından kurtararak, küresel sistemin yapısal dönüşümünü açıklayan kuramsal bir zemine oturtmaktadır. Böylece enerji, uluslararası siyaseti yapılandıran taşıyıcı bir mekanizma ve sistemik bir değişken olarak konumlandırılmaktadır.
