Çevresel Kaygıdan Eyleme: Eko-Anksiyete’nin Sürdürülebilir Tüketimle İlişkisi
Şu kitabın bölümü:
Villi,
B.
(ed.)
2026.
İklim Krizi Çağında Pazarlama: Sürdürülebilirlik, Tüketim ve Kurumsal Sorumluluk.
Özet
Küresel iklim değişikliğinin tetiklediği çevresel problemlerin etkileri her geçen gün daha görünür hâle gelmektedir. Özellikle medya aracılığıyla söz konusu problemlere ilişkin dolaşıma giren felaket haberleri ve kriz senaryoları bireylerin gündelik yaşamlarının bir parçası haline gelmeye başlamıştır. Bu gelişmeler nedeniyle artan belirsizlikle birlikte kaygı ve endişe duygularının tetiklenmesi hem bireysel hem de toplumsal anlamda çözüm arayışlarını kaçınılmaz hale getirmektedir. Bu bağlamda ortaya çıkan kavramlardan biri olarak eko-anksiyete, dünyanın çevresel geleceğine ilişkin belirsizlik ve tehdit algısı temelinde şekillenen, karamsarlık ve huzursuzluk içeren bir duygu durumu olarak tanımlanmaktadır. Temel olarak psikoloji alanı ile ilgili bir kavram olan anksiyete ya da kaygı gibi durumlarda birey bu durumdan kurtulabilmek ve gelecek adına sahip olduğu belirsizliği azaltabilmek için söz konusu anksiyete vb. durumun nedeni ile ilgili önlem almaya yönelebilmektedir. Yaşanılan çevresel krizin önemli nedenlerinden birinin de tüketim davranışları olduğu dikkate alındığında, eko-anksiyete ile sürdürülebilir tüketim arasındaki ilişkinin incelenmesi önem kazanmaktadır. Bu çalışmada eko-anksiyete ile sürdürülebilir tüketim arasındaki ilişki ele alınmış; söz konusu kaygının sürdürülebilir davranış için engelleyici mi yoksa teşvik edici mi olduğu tartışılmıştır. Elde edilen bulgular, eko-anksiyetenin yönetilebilir düzeyde ve uygun biçimde yönlendirildiğinde sürdürülebilir tüketim davranışlarının yaygınlaşmasına katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Ancak aşırı ve kontrolsüz düzeylerde deneyimlenen eko-anksiyete, eylemsizlik ve kaçınma davranışlarını tetikleyerek çevresel sorunların çözümünü dolaylı biçimde zorlaştırabilmektedir.
