Güncel Sanatta Çok Dinli Pratikler
Şu kitabın bölümü:
Akyol Dayi,
B.
&
Özyonar Çırak,
B.
(eds.)
2026.
Çağdaş Sanatta Görünürlük ve Anlam.
Özet
Sanat ve din ilişkisi çok eski çağlara dayanmaktadır. Görünmeyeni anlamlandırma, doğaüstü kabul ettiği durumlar ile ilişki kurma ve kutsal olanı temsil etme ihtiyacı binlerce yıldır sanat üretiminin önemli kaynaklarıdır. Antik fresklerden heykellere, tapınak süslemeciliğinden el yazmalarına birçok görsel üretim biçimi inançları görselleştirmek ve kutsal olanı temsil etmek için tasarlanmıştır. Orta çağ boyunca dini yüceltmek için kullanılan sanat Rönesans’ın yayılmasıyla dinî tasvirler yanında din dışı konulara da yer vermeye başlamıştır. Barok dönemde insanlar üzerindeki din duygusu güçlendirilmek istenmiş ve sanat ezici bir üstünlük duygusu yaratmak için kullanılmıştır. Aydınlanma çağı ile birlikte akıl ve eleştiri ön plana çıkmış ve sanat dinden kopmaya başlamıştır. Güncel sanatta ise din konusu günümüz insanının anlam arayışları ve dünyevî konumunu sorgulama biçimlerinin yer aldığı bir deneyime dönüşmüştür. Artık din, kutsal olanın sorgulandığı, beden ve iktidar ilişkilerinin açığa çıkarıldığı ve izleyicinin ahlaki rahatsızlıklarla yüzleştirildiği deneyimleri konu edinen kompleks bir alan olarak görülmeye başlamıştır. Çok dinli sanat pratikleri ise, içeriğinde birden fazla dine ait sembol, imge, mekân, yazı, ayin gibi öğeler kullanılarak oluşturulan ve kimlik, kültür, aidiyet ve kutsallık gibi kavramları sorgulayan uygulamalardır. Bu araştırmanın amacı, güncel sanatta çok dinli pratiklerin hangi görsel düzenlemelerle tasarlandığını incelemektir. Çok dinli pratiklere örnek olarak verilen Gülsün Karamustafa, John Latham, Siona Benjamin, Meg Hitchcock ve Eugenio Merino’nun eserlerinde, farklı inanç geleneklerine ait imgelerin nasıl bir araya getirildiği gözden geçirilmiş ve güncel sanatta çok dinli pratiklerin birbirleri arasında yeni, görsel ve kavramsal bir ilişki yarattıkları sonucuna varılmıştır.
