Boreout Sendromu: Çalışma Yaşamında Sessiz Bir Kriz
Şu kitabın bölümü:
Durmuş,
Ş.
(ed.)
2026.
Çalışma Yaşamında Psikososyal Sendromlar: Örgütsel Davranış Perspektifi.
Özet
Boreout sendromu, çalışanın iş yerinde yetersiz zorlanma, ilgisizlik ve can sıkıntısını uzun süreli ve yoğun biçimde deneyimlemesi sonucu ortaya çıkan bir çalışma yaşamı sorunudur. Burnout kavramı akademik yazında uzun yıllardır geniş biçimde incelenmesine rağmen, boreout sendromu görece yeni bir araştırma alanı olarak dikkat çekmektedir. Bu bölümün amacı, boreout sendromunun kavramsal temellerini, tarihsel gelişimini, temel bileşenlerini, nedenlerini, belirtilerini ve sonuçlarını kapsamlı biçimde incelemek; ayrıca kavramı Endüstri 4.0 ve Endüstri 5.0 bağlamında değerlendirmektir. Bu doğrultuda Rothlin ve Werder’in özgün boreout yaklaşımı, Schaufeli ve Salanova’nın çalışma psikolojisi perspektifi, Stock’un ampirik ölçüm modeli ve güncel uluslararası araştırmalar birlikte ele alınmıştır. Bölümde boreout sendromunun yetersiz zorlanma, ilgisizlik ve can sıkıntısından oluşan üç temel bileşeni açıklanmış; burnout, sessiz istifa, presenteeism ve içsel istifa gibi kavramlarla ilişkisi tartışılmıştır. Ayrıca iş tasarımı, örgütsel uygulamalar, aşırı nitelilik ve kişi-iş uyumsuzluğu gibi nedenler değerlendirilmiş; psikolojik, davranışsal ve örgütsel sonuçları incelenmiştir. Literatür bulguları boreout sendromunun çalışanların ruhsal iyilik hâli, iş performansı, inovatif davranışları ve örgütsel bağlılıkları üzerinde önemli olumsuz etkiler yarattığını göstermektedir. Endüstri 4.0 sürecinde dijitalleşme ve otomasyonun boreout riskini artırabileceği; buna karşılık Endüstri 5.0’ın insan merkezli yaklaşımının anlamlı iş tasarımı, iş şekillendirme ve çalışan refahı odaklı uygulamalar yoluyla bu riski azaltma potansiyeli taşıdığı değerlendirilmektedir. Sonuç olarak boreout sendromunun bireysel bir sorun olmaktan öte, örgütsel ve yapısal boyutları bulunan önemli bir çalışma psikolojisi sorunu olduğu vurgulanmaktadır.
