Transhümanizm- Yapay Zekâ İlişkisi
Şu kitabın bölümü:
İnci,
Ü.
H.
(ed.)
2025.
Yapay Zekâ Çağında İnsan: Sanattan Sağlığa, Toplumdan Teknolojiye.
Özet
İnsanın mükemmelliğini temel alan ve bu mükemmelliği uzun sağlıklı yaşamda, daha iyi bir zekâda ve daha mutlu bir yaşam idealinde ortaya koyan transhümanizm kavramı ilk olarak 1957 yılında Julien Huxley tarafından kullanılmıştır. Transhümanizm, insan türünün bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip ederek yani yeni olanaklarla biyolojik, fiziksel ve zihinsel olarak gelişmesini ve bunu takiben insan türünün kendini aşabileceğini savunan bir yapıya sahiptir. Transhümanizmle yapılmak istenen teknolojilerin imkânlarıyla dönüşen ve değişen yeni insan ve yeni değerler peşinde kendini aşan bir insan ideali ortaya koymaktır. Burada NBEB olarak kısaltılan nanoteknoloji, biyoteknoloji, büyük veri, nesnelerin interneti olan enformasyon teknolojisi ve yapay zekâ-robotik teknolojiyi temele alan bilişsel bilim olan dört büyük teknoloji söz konusudur. Böylelikle transhümanizm kendini bilim ve teknolojinin sunacağı imkânlarla temellendirmiştir. Yapay zekâ teknolojileri de bu imkânların en önemlilerinden biridir. Transhümanizm, “süper sağlıklı uzun yaşam, süper zekâ, süper mutluluk” sahip olduğu bu üç temel idealinden biri olan daha üstün zekâyı, yapay zekâ teknolojilerini kullanarak insanların düşünme, öğrenme ve bilgi işleme becerilerinin geliştirebilirlik ve yeteneklerinin artırılabilirlik temelinde nasıl gerçekleştirebilirim? sorusunu insanın kendini aşmasına dönük bir biçimde daha iyi bir şekilde cevaplamaya çalışır. Yapay zekâ, transhümanist amaçların gerçekleştirilmesinde önemli bir görev üstlenen bir araç konumundadır. Sonuçta yapay zekâ ve transhümanizm arasındaki ilişki daha iyi bir insan ideali için önemli bir ilişki olmakla birlikte ideallerin gerçekleşmesi için de kilit bir rol oynamaktadır. Bu çalışma, yapay zekâ-transhümanizm arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışacaktır.
