Yeşil Havacılık Paradoksu: Boş Zaman Endüstrisi Perspektifinden Havacılıkta Karbonsuzlaşmanın Ekonomik Kısıtları
Şu kitabın bölümü:
Akduman,
G.
(ed.)
2026.
Sürdürülebilir Havacılıkta Yeşil Dönüşüm.
Özet
Havacılık sektöründe karbonsuzlaşma sürecinin boş zaman odaklı seyahat talebi üzerinde oluşturduğu ekonomik kısıtları incelemektedir. Net sıfır karbon hedefleri doğrultusunda Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF), karbon fiyatlandırması, yeni nesil uçak teknolojileri ve altyapı yatırımları havayollarının maliyet yapısını yeniden biçimlendirmektedir. Ancak bu maliyetlerin bilet fiyatlarına aktarılması, özellikle turizm amaçlı ve fiyat duyarlılığı yüksek yolcu gruplarında talep daralması riski yaratabilmektedir. Yeşil havacılık paradoksu kavramı, havacılıkta büyüme hedefleri ile emisyon azaltımı zorunluluğu arasındaki gerilim üzerinden ele alınmaktadır. Literatür temelli kavramsal modelleme ve İstanbul-Antalya hattı üzerinden oluşturulan varsayımsal ödeme istekliliği senaryosuna dayanan çalışmadaki rota, Türkiye’de yoğun iç hat hareketliliği ve güçlü turizm talebi nedeniyle boş zaman seyahati bağlamını görünür kılan açıklayıcı bir örnek olarak seçilmiştir. Senaryo bulguları, düşük emisyonlu uçuş alternatifinin yolcular açısından algılanan çevresel değer üretebileceğini; ancak bu değerin bilet fiyatının her durumda bütünüyle karşılamayabileceğini göstermektedir. Sürdürülebilir uçuş ürünlerinin yalnızca çevreci söylemle değil, ölçülebilir karbon azaltımı, güvenilir sertifikasyon, maliyet şeffaflığı ve kamu destekli teşviklerle birlikte tasarlanması gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca gelir düzeyi, çevresel bilinç, seyahat zorunluluğu ve alternatif ulaşım seçenekleri gibi değişkenlerin ödeme istekliliğini etkileyebileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle fiyatlandırma kararları, teknik maliyet hesaplarının ötesinde davranışsal ve destinasyon temelli etkiler dikkate alınarak kurgulanmalıdır. Bölüm, karbonsuzlaşma politikalarının havayolu işletmeleri, yolcular ve turizm destinasyonları açısından birlikte değerlendirilmesinin önemini vurgulamakta ve talep yönlü analizlerin gelecekteki araştırmalar için tamamlayıcı bir alan olduğunu göstermektedir.
