Kentsel Politikalar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri
İndir
Özet
Değerli okuyucular,
Kentler, tarih boyunca uygarlıkların doğduğu, kültürlerin kesiştiği ve toplumsal yaşamın en dinamik biçimde şekillendiği mekânlar olmuştur. Günümüzde ise kentler, küreselleşme, göç, neoliberal politikalar ve demokratik katılım arayışları gibi karmaşık süreçlerin merkezinde yer almakta; hem sorunların yoğunlaştığı hem de çözüm arayışlarının yeşerdiği kritik alanlar haline gelmektedir. Bu kitap, tam da bu noktadan hareketle, kentlerin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları, bu sorunların toplumsal hayata yansımalarını ve olası politika çözümlerini disiplinlerarası bir perspektifle ele almayı hedeflemektedir.
Kitabın ilk bölümü, Hakan CANDAN ve Melike AKPINAR tarafından kaleme alınan “Kentleşme, Göç ve Toplumsal Uyum: Sorunlar ve Çözüm Arayışları” başlıklı çalışmadır. Bu bölüm, kentleşme ve göç olgularını yalnızca demografik veya ekonomik süreçler olarak değil, derin toplumsal eşitsizliklerin, mekânsal ayrışmaların ve kimlik politikalarının yeniden üretildiği karmaşık sosyal dinamikler olarak kavramsallaştırmaktadır. CANDAN ve AKPINAR, neoliberal kent politikalarının yarattığı eşitsizlikleri, göçmen yoğunlaşmasının gettolaşma ve dışlanma süreçleriyle nasıl iç içe geçtiğini ve toplumsal uyumun kültürel uyumdan ziyade yapısal adaletsizliklerle belirlendiğini güçlü bir kuramsal çerçeveyle ortaya koymaktadır. Çalışma, kapsayıcı kent politikaları, çok düzeyli yönetişim ve hak temelli yaklaşımların önemini vurgulayarak, uyum sorunlarının çözümüne dair bütüncül bir perspektif sunmaktadır.
Kitabın ikinci bölümü ise Murat KÜÇÜKŞEN’in “Katılımcı Kent Yönetimi Bağlamında Kent Konseyleri” adlı çalışmasıdır. Bu bölüm, kentlerde yaşanan yapısal sorunların çözümünde demokratik katılım mekanizmalarının kritik rolüne odaklanmaktadır. KÜÇÜKŞEN, Türkiye’deki kent konseylerinin yasal dayanaklarını, idari ve mali yapılarını, sağladığı katkıları ve karşılaştığı temel sorunları ayrıntılı bir şekilde incelemektedir. Kent konseylerinin, yönetişim anlayışı çerçevesinde çok aktörlü bir platform olarak işlev görebilme potansiyeline rağmen, kararlarının danışma niteliğinde kalması, mali-idari özerklikten yoksun olması ve toplumsal tanınırlığının sınırlılığı gibi engellerle karşılaştığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, katılımcı demokrasinin yerel düzeydeki en somut araçlarından biri olan kent konseylerinin güçlendirilmesinin, kent yönetimlerinin meşruiyeti ve etkinliği açısından ne denli hayati olduğunu göstermektedir.
Bu iki bölüm, birbirini tamamlayan iki temel eksen oluşturmaktadır: Bir yandan kentleşme ve göçün yol açtığı yapısal eşitsizlikler ve toplumsal kırılganlıklar, diğer yandan bu sorunların çözümünde demokratik katılım, şeffaflık ve çok paydaşlı yönetişim mekanizmalarının merkezi önemi. CANDAN ve AKPINAR’ın çalışması, sorunun küresel ve yapısal boyutlarını ortaya koyarken; KÜÇÜKŞEN’in çalışması, çözümün yerel ve kurumsal pratiklerde nasıl hayata geçirilebileceğine dair somut bir örnek sunmaktadır. Her iki çalışma da, kentlerin yalnızca fiziksel mekânlar değil, aynı zamanda hakların, aidiyetin ve demokratik mücadelenin alanı olduğunu hatırlatmaktadır.
Kentler, yalnızca taşın, toprağın, betonun ve çeliğin değil; aynı zamanda insanın, toplumun, hafızanın ve gelecek hayallerinin de mekânıdır. İpek SÜRMELİ SÖĞÜT tarafından kaleme alınan ve kitabın üçüncü bölümü olan "Cumhuriyet'ten Günümüze Büyük Depremler ve Konut Politikaları" başlıklı çalışma, depremler ve konut politikaları arasındaki ilişkiyi tarihsel bir perspektifle derinlemesine irdelemektedir. Bu bölüm, 1924 Erzurum Depremi'nden 2023 Kahramanmaraş Depremlerine uzanan bir yüzyılda, afetler karşısında geliştirilen politikaların genellikle "reaktif" ve "kriz yönetimi" odaklı olduğunu; yapısal dönüşüm yasalarının ise bazen toplumsal faydadan ziyade rant odaklı mekanizmalara dönüşebildiğini ortaya koymaktadır. Geçici çözümlerin süreklilik arz etmesi, kiracılar gibi kırılgan grupların süreçlerden dışlanması ve merkezi-yerel yönetim arasındaki koordinasyon sorunları, çalışmanın üzerinde durduğu temel sorun alanları olarak ortaya çıkmaktadır. "Tedbir almak", yalnızca bina güçlendirmek veya teknik düzenlemeler yapmak değil; aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri gözeten, herkes için güvenli barınma hakkını temel alan ve kenti yaşayan tüm paydaşların katılımıyla şekillenen bir politikalar bütünü inşa etmek anlamına gelmelidir.
“Kentsel Politikalar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bu kitap, kentleri anlamaya ve dönüştürmeye çalışan akademisyenler, politika yapıcılar, yerel yöneticiler ve sivil toplum aktörleri için değerli bir kaynak olmayı hedeflemektedir. Umuyoruz ki burada sunulan analizler ve tartışmalar, daha adil, kapsayıcı ve yaşanabilir kentlerin inşasına mütevazı bir katkı sunar.
Kitabın hazırlanma sürecinde emeği geçen tüm yazarlara ve yayın ekibine içten teşekkürlerimi sunarım.
Saygılarımla,
Dr. Öğr. Üyesi İpek SÜRMELİ SÖĞÜT
