Dezenformasyon Çağında Gerçeği Aramak: Yeni Medyada Habere Güven ve Haber Okuryazarlığı
İndir
Özet
Günümüzde bilginin ve haberin ana kaynağı haline gelen yeni medya, yanlış/sahte bilginin de hızla yayılması sorununu beraberinde getirmektedir. Hız, anındalık, etkileşim vb. özellikleri ön plana çıkan yeni medyada iletiler çok hızlı bir şekilde dolaşıma girerken, yanlış ve yanıltıcı bilgiler de aynı hızda yayılmaktadır. Özellikle sosyal medya platformlarında yayılan bilgi ve haberlerin güvenilirliğini ve doğruluğunu değerlendirebilmek, bilgi kirliliğini önlemek açısından kritik bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin yeni medya ve özellikle de sosyal medya ortamındaki haber ve bilgilere ne derecede güvendiğini ve haber medyası okuryazarlık düzeylerinin bu güvenle nasıl bir ilişki içinde olduğunu incelemektir. Araştırmada karma yöntem tercih edilmiştir. Nicel boyutta güven ve haber okuryazarlığına ilişkin iki ölçekten yararlanılırken, nitel boyutta ise yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak derinlemesine bilgi elde edilmiştir. Elde edilen nicel ve nitel verilerin yorumu bir arada sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin birincil haber alma kaynağının sosyal medya olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin sosyal medya içeriğine güven düzeyleri orta seviyede iken haber medyası okuryazarlık düzeyleri ise yükseğe yakın düzeyde bulunmuştur. Yaş ve eğitim (özellikle lisansüstü) seviyesinin artışı, bilginin teyit edilmesi ve haber okuryazarlık düzeylerinin de artışını beraberinde getirmekte ve daha eleştirel bir sorgulama davranışında bulunduklarını göstermektedir. Koralesyonel bulgular ise haber medyası okuryazarlık düzeyi arttıkça öğrencilerin bilgiyi teyit etme eğilimlerinin güçlendiğini, bilgi kirliliği ve dezenformasyona karşı farkındalıklarının arttığını ve kurumsal kaynaklara daha fazla güven duyduklarını göstermektedir. Nitel bulgular ise öğrencilerin genel olarak dezenformasyon riskinin farkında olduklarını, farklı doğrulama yöntemleri kullandıklarını ve profesyonel basın kurumlarına daha fazla güven duyduklarını ortaya koymuştur. Bununla birlikte öğrencilerin haberleri değerlendirirken ideolojik ve duygusal etkenlerin etkisinde kaldıkları, bu nedenle nesnel değerlendirmeden uzaklaşarak bilişsel çelişkiler yaşadıkları da anlaşılmıştır. Bu bağlamda post-truth fenomeninin öğrenciler üzerinde bir etkisinin olduğu da görülmektedir. Anketlere yansıyan "güvensizlik" nitel görüşmelerde "bilinçli bir strateji" olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla öğrenciler, sosyal medyaya güvenmedikleri için onu terk etmek yerine, "güvenme ve doğrula" yaklaşımına sahiptir. Eğitim ve yaş arttıkça, bu stratejinin daha sistematik ve bilinçli bir araştırmacılık davranışına dönüştüğü görülmektedir.
