Yeni Nesil Yönetim: Dijital Çağda Sistem, Süreç, Strateji ve Dönüşüm
İndir
Özet
Biraz daha düşününce, hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını fark ederiz.
Sonra biraz daha düşününce; araştırdıkça, öğrendikçe, kavradıkça, bu kez her şeyin korktuğumuz kadar karmaşık olmadığını görürüz. Başlangıçta bulanık olan bir tablo, zihnimizde yavaş yavaş netleşmeye başlar. Bir bütünün nasıl ayakta durduğu, nasıl işlediği, hangi ilişkiler ağı içinde anlam kazandığı sır olmaktan çıkar; sınırlarını, parçalarını ve bu parçalar arasındaki bağları ayırt etmeye başlarız.
Bu düşünsel eşik, Bülent Eczacıbaşı’nın Biraz Daha Düşününce adlı eserini okurken zihnimde belirginleşmiş; düşünmenin katmanlı doğasına dair bu yaklaşım, elinizdeki kitabın önsözü için de benim açımdan ilham verici bir başlangıç noktası olmuştur. Düşündükçe artan merak, insanı daha derinlere inmeye çağırır; fakat bu derinlik, çoğu zaman kesinlikten çok farkındalık üretir. Ayrıntıların ve inceliklerin sonu olmadığını idrak ettiğimizde, Sokrates’in “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” sözündeki bilgelik yeniden anlam kazanır. Goethe’nin Faust’u gibi, yıllar süren arayışın sonunda bilginin değil, sorgulamanın sürekliliğinin kıymetini fark ederiz.
Bu bağlamda, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan Cahit Arf’ın düşünce dünyası da bu kitabın arka planında sessiz fakat güçlü bir ilham kaynağı olarak durmaktadır. Arf, matematiği yalnızca sonuçlar üreten bir disiplin olarak değil, düşünmenin en saf ve en dürüst biçimlerinden biri olarak görmüş; bilginin değerini, onun hangi soruları mümkün kıldığı üzerinden değerlendirmiştir. Bugün yapay zekâ, dijitalleşme ve algoritmik karar alma süreçlerini tartışırken hâlâ aynı temel sorularla karşı karşıyayız: Ne biliyoruz, neyi bildiğimizi sanıyoruz ve hangi varsayımlar üzerine düşünüyoruz?
Bu noktada düşünmenin ve öğrenmenin amacı; mutlak doğrulara ulaşmaktan ziyade, bilincimizi genişletmek, duyarlılığımızı artırmak ve yaptığımız işi daha anlamlı, daha sorumlu ve daha nitelikli bir zemine taşımak olmalıdır. Akademik üretim de tam olarak bu çabanın bir parçasıdır.
Kendimi bildim bileli kitaplarla kurduğum ilişkinin özel bir yeri olmuştur. Ana metinden önce önsözleri, girişleri ve kapak notlarını okumayı tercih ederim. Çünkü bu bölümler, yazarın okuyucuyla ilk temas kurduğu; metnin niyetini, yönünü ve düşünsel arka planını en yalın hâliyle paylaştığı alanlardır. Bu nedenle, Özgür Yayınevi iş birliğiyle hazırlanan ve değerli akademisyenler ile araştırmacıların katkılarıyla şekillenen bu kitapta da başlangıç kısmının ayrı bir özenle ele alınması gerektiğine inanıyorum.
Elinizdeki eser; yeni nesil yönetim anlayışları, dijitalleşme süreçleri, yapay zekânın örgütler üzerindeki dönüştürücü etkileri ve stratejik karar alma mekanizmaları gibi güncel ve çok boyutlu konuları, farklı disiplinlerden bakış açılarıyla ele almaktadır. Kitapta yer alan bölümler; yapay zekânın yönetim ve sermaye yapıları üzerindeki etkilerinden örgütsel dönüşüm dinamiklerine, dijital liderlikten kurumsal değer sistemlerine, afet yönetimi ve havacılık gibi sektörlerde dijitalleşme uygulamalarından analitik karar verme modellerine kadar geniş bir yelpazede konumlanmaktadır. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği, eğitim yönetimi ve insan odaklı dönüşüm başlıkları aracılığıyla teknolojik ilerlemenin etik, sosyal ve yönetsel boyutları da tartışmaya açılmaktadır.
Kuramsal çerçeveler ile uygulamaya dönük değerlendirmeleri bir araya getiren bu bölümler, yalnızca mevcut durumu betimlemekle kalmamakta; aynı zamanda geleceğe yönelik düşünsel ve yönetsel tartışmalar için de bir zemin oluşturmaktadır. Her bir katkı, kendi özgün odağında literatüre eklenirken, okuyucuyu disiplinler arası düşünmeye ve yerleşik kabulleri yeniden sorgulamaya davet etmektedir.
Bu kitabın, okuyucusunu kesin cevaplara ulaştırmaktan çok, daha iyi sorular sormaya teşvik etmesini; düşünmeyi derinleştiren, bağlantıları görünür kılan ve akademik üretime yeni bakış açıları kazandıran bir kaynak olmasını temenni ediyorum.
